Change The Language: EN | TR


Anadoluda Mücevher

Anadolu mücevher sanatı, tam dört bin yıllık bir tarihten geliyor. Dünyada bir eşi daha görülmeyen bu sanat, Anadolu uygarlıklarının özünden doğmuş. Sınırsız biçimler yaratmış. Güzellik, renk, ışık üretmiş. Yaratılan her biçim, aynı zamanda bir fikir olmuş. Anadolu'nun eski kuyumcuları, fikirleri, felsefeleri ve hayalleri mücevhere dönüştürmüşler. Mücevher ölümsüzlüğün de bir biçimi olmuş. Alacahöyüklü usta, prensesler için yaptığı taca her baktığında yeniden doğmuş.


Anadolu kuyumcu ustaları, yıkama yöntemiyle tabiattan elde edilen altını bir sanat eseri haline getirirken, ince kum ile perdahlamışlar. Oysa bu yöntem, ne daha önce ne de daha sonra altın işçiliği yapan dünyanın başka hiçbir yerinde görülmemiş, bilinmemiş. Alacahöyük’te bulunan mücevheratın incelenmesinden anlaşılmış ki, Anadolu kuyumcu ustaları ta ‘’Tunç Çağı’’ndan beri, yani insanoğlunun bakıra kalay katmakla elde ettiği tunçtan itibaren, altın madenine dövme, döküm, perçinleme, kaplama gibi imalat teknikleri uygulamanın yanı sıra, kazıma, kabartma, granüle etme, delik işi yapma, kakma, telkari ve renkli taş ile süsleme yapmayı da keşfetmişler. Ayrıca, altın ve gümüşle birlikte zümrüt, yakut, agat, akuamarin, grena, karneol, sard, plasma ve amatist gibi gibi değerli taşları da kullanarak kuyumculukta adına bugün ‘’Oriantalizan’’ adını verdiğimiz yepyeni bir sanat sentezi ortaya çıkarmışlar. Taç, küpe, broş, toka, elbise kemeri gibi takılarda hilal, spiral şekilleri, nar, meşe palamudu gibi motifler kullanarak, tarihin belki de en eski ‘’doğu-batı’’ sentezini yaratmışlar. Bu bulgulara göre, Anadolu mücevher sanatı, tam dört bin yıllık bir tarihten geliyor. Dünyada bir eşi daha görülmeyen bu sanat, Anadolu uygarlıklarının özünden doğmuş. Sınırsız biçimler yaratmış. Güzellik, renk, ışık üretmiş. Yaratılan her biçim, aynı zamanda bir fikir olmuş. Felsefe hayat ve bilgi olmuş. Anadolu'nun eski kuyumcuları, fikirleri, felsefeleri ve hayalleri mücevhere dönüştürmüşler. Mücevher ölümsüzlüğün de bir biçimi olmuş.


Gültepeli kuyumcu, dört bin yıl önce yaptığı altın küpeyle ölümsüzleşmiş. Alacahöyüklü usta, prensesler için yaptığı taca her baktığında yeniden doğmuş. Krezüs, altının ışığında canlanmış. Bugün müzelerde hayranlıkla izlediğimiz zebercet, yakut ve kesme yeşim taşlarıyla süslü altın tahtlar, geçmişin görkemini yaşatıyor. Elmaslı, yakutlu, zümrütlü altın beşikler şehzadeleri günümüze getiriyor.